Loader

İsrail-Filistin Savaşı: Hamas’ın Elindeki Esirlerinin Kaderi, İsrail Toplumunu Parçalayabilir

Paylaş

Meron Rapoport – Yayınlanma Tarihi 17 Kasım 2023

Dilek Ergün tercüme etti.

Dini sağın etkisi arttıkça, İsrail’in askere alınanlarla olan sosyal sözleşmesi yıprandı. Gazze’de 240 İsraillinin ölümü bu durumu ebedi bir şekilde bozabilir.

Gazze Şeridi’nde tutulan esirler şu anda İsrail’in en hassas meselesi olarak görünmektedir. Gazze Şeridi yakınlarındaki İsraillilere yönelik Hamas öncülüğündeki saldırı sırasında, yaklaşık 240 kişinin Filistinli mücahitler tarafından esir alınmasının üzerinden bir aydan fazla zaman geçti. Ancak bunların serbest bırakılması için yürütülen müzakerelerde neler olup bittiğini gerçekte kimse bilmiyor. Middle East Eye dâhil olmak üzere medyada yer alan çeşitli haberlerde, İsrail tarafından cezaevlerinde tutulan Filistinli mahkûmlarla takas edilmesine çok yaklaşıldığı öne sürülmektedir.

Hamas ise konuda oldukça açık davrandı. Çatışmaların sona erdirilmesi karşılığında birkaç sivil esiri serbest bırakmayı, ardından İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli kadınlar ve çocuklar karşılığında yaklaşık 100 kişiyi daha serbest bırakmayı önerdi. Buna rağmen İsrail, Gazze’de, şu ana kadar beş bini çocuk olmak üzere on iki binden fazla Filistinlinin şehit olmasına neden olan saldırılarına devam ediyor.

Bu hafta, iki İsrailli esirin cesedi askerler tarafından bulundu. Biri kanser hastasıydı, diğeri ise Hamas’ın bir İsrail baskınında öldürüldüğünü söylediği bir askerdi. Ancak ölüm şekilleri kesin olarak bilinmiyor. Bugün İsrail toplumu için soru şudur: Devlet, bu rehineleri canlı olarak geri getirme konusunda ne tür bir taahhütte bulunuyor? Bu ilginç bir gelişme olarak görünüyor. Geçmişte, İsrail’in rehin alınan vatandaşlarını kurtarmak için elinden geleni yapacağına dair dile getirilmeyen bir varsayım vardı.

1973’teki Orta Doğu Savaşı’ndan bu yana bu kadar çok İsraillinin esir alındığını görmemiştik ve bunların çoğu, uçakları Suriye ve Mısır topraklarında uçakları düşürülen askerlerdi. Bugün Hamas’ın elindeki esirlerinin çoğu sivillerden oluşuyor. Sadece yaklaşık 35 kadarının asker olduğu düşünülüyor. Bu durum, geçmişte yaşananlardan çok farklı. İsrail, daha önce de askerlerini serbest bırakmak için yüksek bir bedel ödemişti. En son 2011 yılında Hamas’ın elindeki İsrailli olan Gilad Shalit karşılığında 1,027 Filistinli mahkûm serbest bırakılmıştı.

İsrail’de her zaman bir tür sosyal sözleşme olmuştur: Vatandaşlar oğullarını ve kızlarını askere gönderir ve karşılığında devlet, onları -çatışmada öldürülmüş olsalar da- eve getirmek için elinden geleni yapar. Şimdi bu ruh hali değişti. Bunun, İsrail toplumunda ve ordu içinde dini sağın yükselmesiyle ilgisi bulunmaktadır. Orduda dini sağdan her zamankinden fazla orta ve yüksek rütbeli subay var ve hükümetin kendisi de aşırı sağcı yerleşimcilerin hâkimiyeti altındadır.

Bu durum, İsraillilerden vatanları için kendilerini feda etmelerinin beklendiği ve devletin sizi geri getirmek gibi bir yükümlülüğünün olmadığı yeni bir düşünce tarzına yol açtı. Bu konuda bir fikir birliği uzak görünüyor. Ancak şu anda Yahudi devleti davasının çok önemli olduğu düşüncesine odaklanan ve İsrailli esirlere karşılık Filistinli esirlerin serbest bırakılması gibi bunu engelleyecek, zarar verecek ya da geriye götürecek hiçbir şeyin yapılmaması gerektiğini söyleyen yüksek sesler var.

İsrail Hükümeti’nin bu değişimi kademeli olarak gerçekleşti. İsrail’in, insan hayatının önemli olduğuna ve her bireyin değerli olduğuna inanan daha eski, daha liberal yüzü ile bunun ödenmesi gereken bir bedel olduğunu söyleyen daha köktenci yüzü arasındaki sürtüşmeyi yansıtmaktadır. İki farklı İsrail arasındaki bu sürtüşme, bir yandan çoğu sol eğilimli kibbutzim topluluklarından gelen esir ailelerinin yürüttüğü kampanya ile diğer yandan savaşı kazanmanın her şeyden öncelikli olduğu dindar Siyonist köktendincilerin hâkim olduğu hükümet tarafından ortaya konmaktadır.

İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı, Hamas öncülüğündeki saldırıda çoğunluğu sivil ve çoğu çocuk olmak üzere yaklaşık bin iki yüz İsraillinin hayatını kaybetmesinin ardından başladı. Bu kadar çok ölü varken, sağcı çevrelerde, Hamas’ı tamamen ezmek anlamına gelecekse, birkaç yüz kayıp yaşanmasının çok da korkunç olmayacağı yönünde bir düşünce hâkimdir. Bu minvalde savaşı kazanma ve Hamas’ı devirme arzusu neredeyse varoluşsal bir mesele haline geldi ve İsraillilere ülkelerinin ve Yahudi halkının tehlikede olduğu söyleniyor.

Rehinelerin serbest bırakılması, Hamas’a toparlanması için zaman kazandıracak ve bu nedenle İsrail’in topyekûn bir zafer kazanma şansını azaltacak bir duraklama anlamına geliyorsa, bu durum ülkedeki liderlerin çoğu ve halkın büyük bir kısmı tarafından kabul edilemez olarak görülüyor. Birdenbire, 240 can zafer için ödenecek o kadar da yüksek bir bedel olmaktan çıkıyor.

Gazze’de Hamas tarafından tutulan yaklaşık 240 rehinenin aileleri ve arkadaşları, Kudüs’e yönelik beş günlük “Rehineler Yürüyüşü”ne katılarak onların geri dönmesi çağrısında bulunuyor (AP)

İki İsrail

Rehinelerin çoğunun İsrail’in daha liberal kesimine mensup olması, konunun 7 Ekim öncesindeki siyasi durumu yansıtmaya başladığı anlamına geliyor. Saldırıdan aylar önce yüz binlerce İsrailli, Başbakan Benjamin Netanyahu ve hükümetine karşı haftalık gösteriler düzenliyordu. İsrailliler varoluşsal olduğu düşünülen bir başka savaşla boğuşuyordu: Netanyahu’nun yargı reformları ve İsrail demokrasisinin içinin boşaltılması.

Savaştan önce İsrail halkının en az yarısı başbakanlarına güvenmiyordu. O zamandan bu yana Netanyahu da esirleri eve getirecek doğru adam olduğuna onları ikna edecek hiçbir şey yapmadı. Binlerce insan şu anda Kudüs’teki başbakanlık ofisine doğru yürüyor ve hükümetin, daha önceki protesto hareketinin pek çok lideri tarafından da benimsenmiş olan, esirlerin özgürlüğünü güvence altına almasını talep ediyor.

Perşembe günü yayınlanan bir kamuoyu yoklaması, başbakanın partisi Likud’un bugün seçim yapılması halinde parlamentodaki 120 sandalyeden sadece 17’sini kazanabileceğini ortaya koydu. Bu sayı merkez sağdaki rakibi Benny Gantz’ın Ulusal Birlik Partisi’nin yarısı anlamına geliyor. Netanyahu’nun popülaritesi hiç bu kadar düşük olmamıştı. Bu hafta yapılan bir başka ankete göre Yahudi İsraillilerin yüzde dördünden azı Netanyahu’nun savaş konusunda güvenilir bir bilgi kaynağı olduğuna inanıyor. Yine 3 Kasım’da yayınlanan üçüncü bir ankete göre İsraillilerin yüzde 76’sı başbakanın istifa etmesini istiyor.

Netanyahu için siyasi hayatta kalmak her şeyden önemli. Muhtemelen sabahları yaptığı ilk şey, savaş alanından haberleri bile almadan önce son anketleri okumaktır. Bu yüzden de savaşın uzamasını istediğine dair bir şüphe var ki bu süre zarfında onu görevden almak çok zor olacaktır. Esirlerin bir kısmının ya da tamamının serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşma savaşın sonunu getirmeyebilir ama sonun başlangıcı olabilir.

Diyelim ki beş günlük bir ara verildi. Uluslararası medya Gazze’ye gider ve mutlak yıkım sahnelerini kendi gözleriyle görür. Bu arada Hamas biraz toparlanır ve ilk saldırıdan sağ çıkmanın sevincini yaşar. Bu nedenle esirlerin aileleri ve diğer yorumcular Netanyahu’nun Gazze’de tutulanların serbest bırakılması için savaşa ara vermekte acele etmediğini düşünüyor. Hatta esirlerin aileleriyle neredeyse hiç konuşmuyor. Bazı temsilcileriyle görüşmesi iki ay sürdü ve bu da kendilerini terk edilmiş hissetmelerine neden oldu.

Bu oldukça hassas bir durum. Ana akım medya ordunun versiyonunu benimsedi: Hamas üzerindeki askeri baskı onu esirler için daha iyi bir anlaşma yapmaya zorlayacak. Ancak durumun gerçekten böyle olduğuna dair hiçbir işaret yok. Hamas’ın bugün önerdiği anlaşma, İsrail’in 30 Ekim’de kara harekâtına başlamasından önceki anlaşmadan farklı görünmüyor. Aslında kara harekâtı başlamadan önce dört esir serbest bırakılmıştı. O zamandan beri hiçbiri serbest bırakılmadı. Bir ya da iki ay içinde muhtemelen sonucu öğreneceğiz: esirler ya özgür olacak ya da ölecekler.

Eğer ikincisi gerçekleşirse, İsrail’in sosyal uyumu üzerindeki etkisi çok büyük olacaktır. Eğer İsrail fırsatı varken onlarca vatandaşını kurtaramazsa, halk, devlet ve ordu arasındaki sosyal sözleşme daha da bozulacaktır. Bu, telafisi çok zor bir travma olacaktır. Liberal İsrail ile dinci İsrail yan yana yaşamaya devam edebilir mi? Netanyahu, tüm alaycılığına rağmen, sadece savaşın kendisi için değil, İsrail toplumunun geneli için de İsrail’in içinde bulunduğu bu kavşağın farkındadır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kudüs Araştırmaları Platformu’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Metnin orjinali;

https://www.middleeasteye.net/news/israel-palestine-war-hamas-captives-fate-tear-society-apart

 

Loading

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir