Loader

Toprağımızın Kokusu Kitap Tahlili

Paylaş

Elif Atabaş yazdı.

Bir an için gözlerinizi kapatın ve kendinizi Osmanlının son dönmelerinde hayal edin… Birinci Dünya Savaşı bitmiş, Osmanlı savaştan yenik çıkmış ve İngiltere’nin ajandasına göre de artık parçalanması gereken bir ülke. O dönemin ifadesiyle “hasta adam”.

Küçük kız dedesi V. Murat’ın tahttan nasıl indirildiğine dair anlatılan hikayelerle büyür.

Halifeliğin kaldırılmasıyla birçok hanedan üyesi gibi Selma Sultan’ın annesi Hadice Sultan da yurt dışına çıkarılır. 1938 yılında Beyrut’ta çok kötü şartlarda vefat eder. Bu olaydan sonra Selma Hanımsultan Hindistan’a gider ve bir Hindistan racasıyla evlenir. II. Dünya Savaşı öncesi devam eden olumsuz şartlar nedeniyle, o esnada hamile olan Selma Hanımsultan Paris’e gider. Doğumdan sonra savaşın başlaması ve bu nedenle eşiyle irtibatının kesilmesi üzerine Paris’te de zor günler başlar. Bu şartlara ancak 2 yıl katlanabilen Selma Hanımsultan Paris’te yokluk içinde vefat eder. Ardında 2 yaşında ve kimsesi olmayan bir kız çocuğu bırakır. İşte kitabımızın yazarı Kenize Murad’ın ibret dolu hikayesi böyle başlar. Bakıcısı tarafından İsviçre Konsolosluğu’na bırakılan Murad, daha sonra Fransız bir ailenin yanında büyür. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra çalışmalarına gazeteci olarak devam etmeye karar verir. Hem de savaş muhabiri!

Biz yine hayal etmeye devam edelim. Sürgün olarak gittiğiniz ve üstüne yetim kaldığınız bir ülkede, iyi bir eğitim alıp, lisan öğrendikten ve güzel bir meslek sahibi olduktan sonra hangi güç sizi konfor alanından çıkarıp da savaş muhabiri yapar. O da yetmez, 2. İntifadanın en sıcak dönemlerinde Filistin’e giderek orada yaşayan herkesin gözünden o kutsal toprakları anlatacak bir kitap yazdırır. Sanırım sorunun cevabı Kenize Hanım’ın şu sözlerinde saklı:

“Fransa’da, sürgünde doğdum. Ama kendimi hep bir yabancı gibi hissettim. Lisanım, tahsilim, düşünce tarzım tamamıyla Fransız olmasına rağmen; kalbim Türkiye ve Ortadoğu için çarpıyor.” [1]

Gelelim kitabımıza, 2002 yılında Kudüs’e giden Kenize Murad bölgenin sorunlarını anlatmanın ve anlamanın en iyi yolunun orada yaşayan herkese söz vermek olduğunu düşündüğünden olsa gerek, bölgede bulunan tüm gruplarla röportajlar yapar. Kimdir bunlar derseniz; Filistinli ve evi üç kez yıkılan Müslüman bir babadan, evleri yıkılan Filistinlilere yardım eden İsrailli Jeff’e; tamamen dini saiklerle “Kutsal Topraklar”ın onlara ait olduğuna inanan yerleşimciden, o topraklarda doğup büyüyen Rahip Bernand’a; savaşmayı reddeden İsrail askerinden, intihar komandolarına; babasının kolları altında katledilen küçük Muhammed ve babasının resmini çektiği için topa tutulan Fransız asıllı İsrailli gazeteci Charles Erlerlin’den, Filistinli çocuklara kadar bölgedeki tüm aktörleri kitapta bulmanız mümkün.

Söz uçar, yazı kalır. Bazen de sayfalarca anlatılan tarih kitapları uçar ama hikayeler kalır. Kenize Murad bu eseriyle yapılması gerekeni tam anlamıyla yapmış ve çok büyük bir boşluğu doldurmuştur. Kalbindeki Ortadoğu sevgisini batının imkanlarıyla birleştirmiş ve ortaya çok güzel bir eser çıkarmıştır. Üstelik çoğumuzun giderken hala güvenlik gerekçesiyle tedirgin olduğu topraklarda birçok tehlikeyi de göze alarak oradan oraya dolaşmıştır. Kitabı okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum.

“İsrail toplumundaki sertleşmeyi anlamaya çalıştım. İki ülkenin barış içinde bir arada yaşamasını öngören Rabin-Arafat anlaşmasını kabul eden İsrail toplumu, bugün, Şaron tarafından yönetilen ve bağımsız bir Filistin devleti düşüncesine tahammül edemeyen aşırılara yaklaşmaktadır.” Bundan 10 sene önce söylenmiş…

“Bir tavuğu yakalamaya çalışırken vurulan sekiz yaşındaki oğlunun ardından ağlayan şu babayı gözyaşlarını saklamaya çalışırken görmek gerekmişti. Hastane yatağındaki şu küçük felçli çocuğun, okuldan dönerken üç askerin “eğlenmek için ona ateş ettiğini” anlatmasına tanık olmak gerekmişti.”

“Şiddet ve savaşlar çözüm değil; çünkü mağlup her zaman öyle kalmıyor. Herkesin gönülden bağlandığı bu topraklarda, her askeri çözüm geçici olmaya mahkûmdur. Yeni kuşaklar kavgaya devam edecektir, üstelik daha da şiddetli bir biçimde, çünkü ölümler ve acılar biriktikçe, kinler de büyüyecektir.”

Rahip Bernard: “Kendilerine ait olmayan toprakları işgal etmekle ilk günahı İsraillilerin işlediğini söyledim ve yine tekrarlıyorum. İşgal olmasaydı ne direniş olurdu ne terör. Buna karşılık, eğer Filistinliler barış istemeseydi ya da anlaşmaların alandaki imzalarına saygı göstermeseydi, İsraillilerin kuşkusuz o zaman kendini savunmaya hakkı olurdu.”

“Çocuklar en kötü koşullarda bile büyüklerinin neler yapabileceklerini görüyor. Olduğumuz gibi olmak, biz Filistinliler için bu bir gurur kaynağıdır ve bu devam ettikçe, İsrailliler bizi alt edemeyecektir. Yaşamlarını sürdürmekte çok zorlanan aileler görüyoruz ama bitmiş, tükenmiş insanlar görmüyoruz. Kimse her şey bitti gözüyle bakmıyor.”

“Çocuklarımıza dünyanın hiçbir yerinde bir işgalin sonsuza kadar sürmediğini, ulusların er ya da geç özgürlüklerine kavuştuklarını anlatıyoruz. Onlara, ‘Ülkenin ve kendinin bir geleceği olduğuna inandığın sürece hayatta kalırsın. Evet, insanlar yaralanıyor ama dünyanın her tarafında insanlar yaralanıyor ve hatta ölüyor. İnandığın ve yaşamını iyileştirmek için bir şeyler yaptığın sürece, seni yok edemezler. Seni ancak sen yenilmeyi kabul edersen yenebilirler,’ diyoruz.”

“Önemli olan, çocukların mutluluğu tanıması, onun var olduğunu ve ona ulaşabilecek olduğunu bilmesi, arzulara ve bir amaca sahip olması ve yeniden umuda kavuşması…”

Bu umut için biz de elimizden geleni yapmalıyız…

 

[1]https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/padisah-torunu-bir-savas-muhabiri-kenize-muradin-hikayesi-600660

 

Tavsiye videolar:

Filistinlilerin Gündelik Hayatı- (4 oturum)

https://www.youtube.com/watch?v=KCm4tAyXK8Y&ab_channel=B%C4%B0SAVTV

Belgesel – İsrail’in Askerleri

https://www.youtube.com/watch?v=QsoGJXruDSM&ab_channel=AlJazeeraTurk

 

Kaynak: Bu tahlil 23 Ağustos 2023 tarihinde https://balkandays.blogspot.com/ sayfasında yayımlanmıştır.

 

 

 

Loading

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir