Loader

Tanturalı Kadın Kitap Tahlili

Paylaş

ELİF ATABAŞ

Bir an için düşünün… Sabah uyandığınızda doğduğunuz evi, yaşadığınız ve hayran olduğunuz şehri terk etmek zorunda kalıyorsunuz. Üstelik yanınıza hiçbir şey alamadan. Nereye gittiğini bilmediğiniz o gemiye binerken de yol kenarında öldürülmüş birçok cesetin içinde babanızı ve iki abinizi görüyorsunuz. Daha dilinizin düğümü çözülüp, annenize gördüğünüzü anlatmaya çalışırken, annenizin çoktan gördüğünü ama görmemezlikten gelerek, senelerce babanız ile abilerinizin Mısır’a kaçtığını anlatacağı o bitmeyen hikâyeyi dinlemeye başlıyorsunuz.

Halbuki aynı anne bundan çok değil, az bir zaman önce kızının gelin gideceği yer hakkında “Subhanallah kızımı görebilmek için bi memleketten diğerine yolculuk yapacağım?! Zaten yolcuların çoğu İngiliz askeri ve Yahudi yerleşimci, ben o trene nasıl binerim ki! derken, şimdi ise bir gece içerisinde hem eşini hem iki evladını kaybetmiş bir halde, nereye gideceklerini bile bilmedikleri bir yolculuğa çıkmıştı. Evden çıkarken kızına “yağ tenekelerini yüksek bir yere koy, rutubet almasın”, diye tembihledi. Kısa bir süre sonra geri döneceklerdi nasıl olsa!

“Daha önce evimizin hayat kapısını asla kapalı görmediğim için çok garibime gitti. Anahtarı bile daha önce görmemiştim: Kilitle yedi kez döndürdüğü, kocaman demir bir anahtar. Sonra onu koynuna koydu…” Tüm Filistinli kadınlar gibi, dönene kadar koynunda taşımaya niyet ettiği ama ne yazık ki ölene kadar orada kalacak ve sonra evlatlara verilecek olan anahtar…

1946 doğumlu Mısırlı akademisyen ve yazar Radva Aşur’un kaleminden gerçek bir hayat hikayesini okuyoruz Tanturalı Kadın romanında. Ketebe yayınlarından çıkan kitabın tercümesini ise Nefise Zehra Kalkancı yapmış.

Hayfa’nın güneyinde bir sahil köyüdür Tantura. Bu kadar güzel bir köyden Lübnan’ın mülteci kamplarına uzanan Filistinli olma gerçeğine ve topraksız bırakılmış bir halkın yaşadıklarına şahitlik ediyoruz. Belki de bu şahitliği biraz olsun hissedebilmemiz adına, yayınevi kitabın içine Filistin türküleri yerleştirmiş. Karekodları okuttuğunuzda o diyarlardan türküleri dinleyebiliyorsunuz. Müziğin dili yoktur çünkü. Hangi dilde olursa olsun içindeki hüznü de neşeyi de iliklerinize kadar hissedersiniz. İsterseniz tabi…

Vatanım, vatanım… Celal, cemal, övgü ve şeref senin tepelerinde, senin tepelerinde
Kurtuluş, hayat, mutluluk ve umut senin rüzgarında, senin rüzgarında…

Tanturalı Kadın hala evlerinin anahtarlarını bir gün dönecekleri ümidi ile boyunlarında taşıyan Filistinli kadınların, annelerin ve ailelerin hikayesi…Bir gün içinde kendi topraklarında mülteci olan Kayseryalıların hikayesi… Sırayla düşen Deyr Yasin, Safed, Yafa ve Aka’nın hikayesi… Filistin özgür olduğunda yüzünü dönecek olan Hanzala’nın çizeri Naci el-Ali’nin hikayesi… Filistinli yazar Gassan Kenafani’nin hikayesi…Aslında hepimizin hikayesi…

“Naci el-Ali, Selahattin gibi siyasi veya askeri bir lider değildi. Düşmanlarımıza galip gelip, Filistin’i özgür kılacağımız bir savaşta bize komutanlık yapmayı beklemiyordu. Ama çizimleri bizi anlatıyordu. Onun resimleri bizi kendimizle tanıştırdı. Tanırsak, başarırız. Bu yüzden ona suikast düzenlediler.”

“Visal’e -Sizin gibi mülteci olduk, demedim.”

“İkindi vakti Sayda’ya vardığımızda; artık mülteci olmuştuk.”

“Tantura, Filistin’in Hayfa iline bağlı, 24 km. uzağında bulunan bir sahil köyü. 21 Mayıs 1948’de işgal edildi. 1948 kayıtlarına göre 202 haneli, 1728 nüfuslu köy halkının çoğunluğu katledildi, geriye kalanlar sürgün edildi. Yıkılan binaların yerine bugün Nachsholim ve Dor Yahudi kibbutzları ve yüzme tesisleri yer alıyor.”

 

Kaynak: Bu tahlil 26 Ocak 2023 tarihinde  https://balkandays.blogspot.com/  sayfasında yayımlanmıştır.

Loading

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir