Loader

Silvan’da Yaşananların Arka Planı

Paylaş

Silvan, Şeyh Cerrah’ın son günlerde yaşadıklarına on yıllardır maruz kalan, Doğu Kudüs’te yer alan bir Filistin mahallesidir.

Filistinli nüfusa yönelik devam eden etnik temizlik bağlamında 100 Filistinli aile, işgalcilerin yerleştirilmesi için evlerinden çıkarılmakla karşı karşıya. Yaşananları anlamanız için ihtiyacınız olan tarihi arka planı sizler için aktardık:

Mescid-i Aksa yerleşkesinden sadece birkaç dakika uzaklıkta bulunan Silvan (سلوان), Demir Çağı ve Roma İmparatorluğu’na kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. İncil’de Siloam olarak anılır ve İsa’nın mucizesini gerçekleştirdiği yer olduğu hakkında rivayetler bulunmaktadır. Birçok antik mezarın yanı sıra Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için dini öneme sahip olan Silvan Havuzuna (بركة سلوان) ev sahipliği yapmaktadır.

Kökeninin İncil’e dayanması ve İkinci Tapınak Dönemi’nden kalma mezarlıkların varlığı Silvan’ı, İsrail’in Kudüs’ün tamamı üzerinde kontrol sağlamayı ve Filistinli nüfusu temizlemeyi amaçlayan aşırı sağ yanlısı Siyonist örgütler için ilgi çekici bir hedef haline getirdi.

Bununla birlikte, bugünkü modern Filistin mahallesinin temelleri, Filistin’de İslami dönemin yaşandığı 7. yüzyıla, Bizans İmparatorluğu’ndan alınmasının ardından Kudüs’ün merkezinin dışında küçük bir tarım köyü olarak kurulmasına kadar uzanıyor.

Yerel inanışa göre, 6 aylık başarılı bir kuşatmanın ardından 637’de Kudüs’e gelen İkinci Raşid Halifesi Ömer İbn-i Hattab (عمر بن الخطاب), vadiyi Zeytin Dağı yakınlarındaki Kudüs’ün doğu sırtı boyunca kaya mezarlarında yaşayan mağara sakinlerinden oluşan tarım topluluğu “Khan Silowna”ya verdi. Silvan, o zamandan beri sürekli olarak yerleşim yeri olagelmiştir.

Silvan ayrıca, yazılarında kendisini Filistinli olarak tanımlayan ilk kişilerden biri olan, 10. yüzyılda yaşamış Filistinli yazar el-Mukaddasi (المقدسي) tarafından da kapsamlı bir şekilde tanımlanmıştır; ayrıca şehirdeki yaşam hakkında ayrıntılı tasvirine internet üzerinden erişilebilmektedir. Halife Osman İbn Affan’ın hüküm sürdüğü dönemde, kaynaktan gelen su çiftçilere vakıf olarak dağıtılmış ve kaynak Kudüs’te yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

Ortaçağ Müslüman geleneğinde, köyün güneyindeki Silvan Gölü ile birleşen Silvan Havuzu, dünyanın en kutsal dört su kaynağından biriydi. Diğerleri ise Mekke’de Zemzem, Filistin içinde Beysan’da Ayn Falus ve Akka’da Ayn el-Bakar idi.

Hicri Takvim’in en kutsal günü ve yıllık İslami bayram olan Arefe Günü’nde (يوم عرفة) Silvanlı Filistinli halk, pınarın etrafında toplanır ve akşamları eğlence düzenlerdi. Ertesi gün, ailelerin Kudüs’te kutladığı büyük bayram olan Kurban Bayramı’nın ilk günü ifa edilirdi.

Silvan Havuzu’nun yapısı, günümüze ulaşan şekliyle, Bizans İmparatorluğu İmparatoriçesi Aelia Eudocia’nın emriyle 5. yüzyılda inşa edilmiştir ve her tarafı yüksek taş duvarla çevrilidir ve Silvan Pınarı’na açılan bir tünele kemerli bir girişi vardır. 7. yüzyıla kadar burada da bir kilise vardı. 2001 yılında Vadi Hilveh’deki (وادي حلوه) İncil havuzunun keşfine kadar, bu havuzun İncil’de anlatılan havuz olduğu sanılıyordu.

12. yüzyılda, Selahaddin Eyyubi (صلاح الدين) Kudüs’te El Salahiya Okulu’nu (المدرسة الصلاحية) kurmuş ve havuzun bakımını karşılamak için vakıflarını kullanmıştır.

Yedi yüzyıldan fazla bir süredir Silvanlı Filistinliler, Silvan Pınarını yüzmek ve sulama için kullanıyorlar. Eyn Silvan, Kudüs’teki tek doğal su kaynaklarından biridir, bu nedenle El-Tur ve İseviyye dahil olmak üzere çevredeki Filistin köylerine de su sağlamıştır.

Filistin’in diğer bölgeleri gibi, Kudüs ve Silvan sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olmuş ve daha sonra 19. yüzyılda Mısırlılar tarafından işgal edilmiştir.

Mısır’ın Filistin’deki zorunlu askerlik ve vergilendirme politikalarına karşı bir isyan olan 1834 Filistin köylü isyanının ardından, mahallenin nüfusu ciddi şekilde azalmış ve çökmekte olan evlere ve altyapıya sahip olduğu açıklanmıştır. Yaklaşık 1870 tarihli resmi Osmanlı köylerin listesini içeren belge, Silvan’da toplam 92 hanenin ve yaklaşık 400 Filistinli nüfusun olduğunu gösteriyor.

Bununla birlikte, 19. yüzyılın sonlarında Kudüs Eski Şehir’in büyümesi, zengin Filistinli aileleri şehir merkezinin eteklerine, Şeyh Cerrah ve Silvan gibi mahallelere doğru itmiştir. Silvan büyük ölçüde büyümüş ve orada ikamet eden insanlar Vadi El Joz’un (وادي الجوز) ekilebilir arazilerinde çiftlikler kurmuştur. Silvan Pınarı’nda El Ayn Camii (المسجد العين) adında bir cami de yapılmıştır.

30 Yemenli Yahudi aileden oluşan bir grup, 1881’de Yemen’in Sana şehrinden yaptıkları uzun bir yolculuktan mahalleye gelmiştir. Kudüs’e vardıktan sonra, bir kısmı Yafa’ya yerleşirken, diğerleri Kudüs’ün duvarlarına ve Hilveh Vadisi’ne bakan tepelerdeki mağaralara sığındılar.

Başlangıçta, koyu tenleri, farklı adetleri ve İbranice’yi farklı telaffuz etmeleri nedeniyle onları Yahudi olarak tanımayan Eski Yişuv Yahudileri tarafından dışlanmışlardır. İsveç-Amerikan kolonisinin Hıristiyanları tarafından “gaditler” olarak adlandırılmışlar ve sığınmalarına izin verilmiştir. Sonra, siyonist örgütler, Hıristiyan hayır kurumlarına olan bağımlılıklarını sona erdirmek maksadıyla Silvan Vadisi’nden kendilerine bir mahalle kurmak için arazi satın aldılar.

1931 nüfus sayımına göre Silvan’da 630 hane bulunmakta ve 2968 kişi ikamet etmekteydi. Bunların 2553’ü Müslüman Filistinlilerden (%86), 124’ü (%4) Yemen Yahudilerinden ve 91’i (%3) Hıristiyan Filistinlilerden oluşmaktaydı. Bu istatistiklerin bilinmesi önemlidir, çünkü Siyonist söylem, Silvan’ın tamamında Yemenliler yaşıyormuş gibi göstermeye çalışmaktadır.

1936 senesinde, işgalci İngiliz hakimiyetine karşı  Büyük Filistin Ayaklanması  (ثورة فلسطين الكبرى) gerçekleşmiştir. Bu ayaklanma, bağımsızlık  ve siyonist  bir devlet kurmaya yönelik açık uçlu göç politikasının bitirilmesini arzuluyordu.

İsyan sırasında  5000’den fazla Filistinli, İngilizlerden yaklaşık 250 asker ve 300 Yahudi hayatını kaybetmiştir. İsyan sırasında Yahudi Ulusal Konseyi, Yemenli Yahudi Cemaatini Silvan’dan Yahudi yerleşim bölgelerine taşımıştır.

1948 Nekbe’nin ardından, 750 000’den fazla Filistinli evsiz bırakılmış ve 400’den fazla köy tahrip edilmiştir. Bunların birkaçı Ürdünlü yetkililer tarafından Silvan’ın terkedilmiş evlerine yerleştirilmiştir.

Siyonist organizasyonlar Şeyh Cerrah’taki gibi  evlerin resmi olarak kayıt altına alınmadığına dair iddialarda bulunmuş ve  yarım yüzyıl sonra Filistinli sakinlerin kovulması çağrısında bulunmuşlardır. Buna karşın, Filistinli mülteciler 1948’de kaybettikleri evleri üzerinde hak iddiasında bulunamamaktadırlar.

20. yüzyıl boyunca, Silvan, küçük bir tarım köyünden, Kudüs’ün kuzeyine doğru genişleyen kentsel bir yerleşim mahallesine dönüşmüştür. 60’lı yılların başından itibaren, Doğu Kudüs birçok kişi tarafından Filistin Devleti’nin gelecekteki başkenti olarak görülüyordu. Silvan önemli bir mahalleydi ve köyün Kudüs Kent Konseyi’nde temsilcileri vardı.

Yine de 1967’de İsrail, Kudüs’ün geri kalanını ve Batı Şeria’yı işgal etti. Ürdün’ün bu bölgelerdeki kontrolünü sona erdirerek daha önce Silvan’daki terkedilmiş evlere yerleştirilenlerden bazıları dahil, evlerini ve köylerini kaybeden yeni bir Filistinli mülteci dalgasına sebep oldu.

1967 işgalinden bu yana sağcı Siyonist örgütler, Silvan’da ve Doğu Kudüs’ün geri kalanında İsrail’in varlığını sağlamlaştırmaya ve şehri sistematik olarak Filistinli nüfusundan temizlemeye çalıştılar.

Ir David Vakfı (genellikle Elad olarak bilinir) ve Ateret Cohanim örgütü, Şiloah’taki Yemen Köyünü Yenileme Komitesi ile işbirliği içinde Filistin sakinlerinin zararına İsraillileri mahalleye yerleştirme çabalarının ön saflarında yer alıyor.

Doğu Kudüs’te İsrail tarafından evleri kanunen yasa dışı  ilan edilen Filistinliler genellikle kendi evlerini yıkmak zorunda kalıyor. İsrail hükümeti binlerce Filistinliyi evlerinden çıkmaya zorlayarak Kudüs’te ciddi bir konut sıkıntısı yaratmıştır.

1967’den bu yana, Kudüs’ün Filistinli nüfusu, çoğunlukla Filistin’in diğer bölgelerinden gelen mülteci akını nedeniyle 300.000’in üzerine çıkmıştır. Bu da Kudüs nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturmaktadır. Buna rağmen Doğu Kudüs’teki İsrail belediye yetkilileri, Filistinlilerin imar edebileceği alanı arazinin sadece yüzde dokuzuyla sınırlamıştır.

Filistinliler için imar izinlerinin alınması, aşırı derecede pahalı ve bürokratik süreçlere bağlı olması sebebiyle neredeyse imkansızdır. Kudüs’teki yapı ruhsatlarının sadece yüzde 7’si Filistinlilere verilmektedir.

Pek çok Filistinlinin, yıkım tehdidine rağmen izinleri olmaksızın kendi evlerini inşa etmekten başka seçenekleri kalmamıştır. İsrail şu an bu binaların yaklaşık 20.000’ini yasadışı ilan ederek yıkım emri vermiştir.

Filistinli aileler, yıkım kararlarına karşı koymak için gereken yüksek maliyeti ya da İsrailli ekiplerin evlerin yıkımı için tahakkuk ettikleri cezaları ödemek yerine çok zor bir karar vererek evlerini kendi elleriyle yıkıyorlar. Evlerini yerle bir etmeye zorlanan ailelerin birçoğu ya evsiz kalıyor ya da şehir merkezinin dışına itiliyor. Aralarından bazıları ise mülklerinin yıkıntıları arasında yaşamayı seçiyor.

Ateret Cohanim 2003 yılında Silvan belediyesinden izin almadan Beit Yonatan diye bilinen yedi katlı bir apartman inşa etti. Mahkeme binayı yasadışı saysa da geriye dönük olarak onayladı. Elad, 2008 yılında Silvan’ın merkezinde yer alan dev bir binanın planını ibraz etti.

İsmi 2021 yılında T’ruah olarak isim değiştiren Kuzey Amerika İnsan Hakları Hahamları, Elad’ı “özel güvenlik güçlerinin koruması altında vatandaşları zorla mülklerinden çıkarmaktan, ortak alan ilan etmekten, söz konusu toprakları çitler ve korumalarla çevirmekten ve yerel halkın girişine engel olmaktan” suçlu buldu.

Siyonist kuruluşlar kısa süreliğine bile olsa evlerinden uzak kalan Filistinlilere ait evlere el koymak için meşhur ‘sahipsiz mülkler yasasını’ uygulamıştır. İsrailli yerleşimciler 30 Eylül 2014 yılında gece saat 01.30’da Eladla bağlantılı oldukları bildirilen polis kuvvetlerinin desteğiyle aynı mahalledeki birkaç Filistinli aileye ait 7 binadaki 25 haneye girmiştir. Bazı evlerde kimse ikamet etmiyordu, fakat aralarından bazı Filistinliler şiddet uygulanarak sokağa atılmış ve evsiz bırakılmışlardır. Bir başka olayda, Filistinli Samrin ailesine Elad tarafından işletilen kutsal saydıkları arkeolojik bir sit alanının yanında yer aldığı gerekçesiyle evlerini terk etme emri verildi.

Şimdilerde Silvan’da zorla yerlerinden edilen Filistinlilerin yerlerinde neredeyse dört yüz işgalci yoğun olarak askerileştirilmiş yerleşim birimlerinde 55.000 Filistinli mahalle sakinlerinin ortasında tamamen izole edilmiş olarak yaşamlarını sürdürüyor. Tek amaçları var: Filistin topraklarını ele geçirmek.

Yakın zamanda, Şeyh Cerrah’ta olduğu gibi Silvan’da aşırı sağcı işgalci örgütlerin daha fazla Filistinliyi tahliye etme baskısıyla karşı karşıya.

2020’de bir mahkeme, daha önce bahsi geçen örgüt Ateret Cohanim’in Silvan’ın Batn El- Hava mahallesi gibi bölgelerinde yer alan arazilerin “kutsal dini topraklar” olduğunu ve Filistinlilerin bu vakıf arazilerinde yasadışı gecekondularda ikamet ettikleri yönündeki iddialarını onayladı. İşgalci örgüt Ateret Cohanim, Silvan’daki bazı evlerin 1930 yılları öncesi burada yaşayan Yemenli Yahudilere ait olduğunu ileri sürüyor. Mahkemede alınan karar Silvan’da ikamet eden 700 Filistinliyi yerinden etmekle tehdit ediyor.

Bu ailelerden yedisi şu an evlerini boşaltma ve işgalcilere teslim etme yönünde talimat aldı. Bahsi geçen aileler 1967 savaşı sırasında Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinden sürgün edilmişlerdi, şimdi ise ikinci kez evlerinden olma tehdidi ile karşı karşıyalar.

İsrail yasaları, mülkün İsrailli Yahudilere devredilmesine izin verirken 1948’de Nekbeyle birlikte mülklerinden yoksun bırakılan Filistinlilere aynı hakkı tanımamaktadır.

Geçen haftalarda Şeyh Cerrah Mahallesi duruşmasının ertelenmesinin ardından, tahliyelere ilişkin nihai karar da sonraya bırakıldı. Mahkeme, zorla tahliyelere devam etmek için dünya genelindeki öfkenin dinmesini bekliyor.

Kaynak: @hiddenpalestine

Loading

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir