Loader

Netanyahu Hamas’ın İsrail’e Yaptığı Saldırıdan Sağ Çıkabilecek Mi?

Paylaş

Aljazeera

Neve Gordon

Canan Kazancı tercüme etti.

 

İsrailliler, Hamas’ın saldırısını mümkün kılan hükümet başarısızlıklarının giderek daha fazla farkına varıyor ancak bu, İsrail başbakanını devirmek için yeterli olmayabilir.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine yönelik saldırısı şüphesiz tarihi bir boyuttadır ve gelecek nesiller tarafından hatırlanacaktır. İsrail’de ölenlerin sayısı 1.200’e ulaşırken, kaçırılanların ve Gazze’de tutulanların sayısının 100’ün üzerinde olduğu tahmin ediliyor. İsrailliler, Hamas’ın başarısının anlaşılması güç bir şekilde hükümetin büyük başarısızlıklarıyla bağlantılı olduğunu farkediyor. Bu da elbette Netanyahu ve onun Mesihçi hükümetinin bu vahşi saldırının sonuçlarından sağ çıkıp çıkamayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Ne olduğunu tam olarak anlamamız aylar sürse bile suçlamalar artmaya başlıyor.

Netanyahu’nun stratejisi her zaman, Ramallah’taki Filistin otoritesini ve daha genel olarak Filistin toplumunu zayıflatmak için Hamas’a manevra alanı sağlamak oldu.Mart 2019’daki Likud parti toplantısında, “Filistin devletinin kurulmasını engellemek isteyenler, Hamas’ın güçlendirilmesini ve Hamas’a para transferini desteklemelidir.” ve “Bu, bizim Gazze’deki Filistinliler ile Batı Şeria’daki Filistinlileri ayırmamız için stratejimizin bir parçası.” demişti.

Hamas’ın saldırısının ardından bu stratejik çerçeve giderek daha yoğun ateş altında kaldı. Ayrıca, Hamas’ın İsrail’in ünlü ‘Birim 8200’ünü, genel gizli servislerini (Şin Bet olarak da bilinir) ve gözetlemeden sorumlu diğer bazı teşkilatlarını alt ettiği bir “istihbarat başarısızlığı”ndan da çokça bahsediliyor. Bu istihbarat birimleri, Hamas’ı zayıf ve stratejik zekadan yoksun olarak gösteren, Hamas’ın son birkaç aydır Gazze sahilinde gerçekleştirdiği askeri manevralar gibi oldukça bariz uyarı işaretlerini görmezden gelmelerine yol açan hatalı bir sömürge paradigması altında faaliyet gösteriyor gibi görünüyor. Belki de bu başarısızlık için en iyi ifade, sömürgeci kibridir.

O zaman, Aksa Tufanı’nda İsrail tarafında “hazırlıksız olma başarısızlığı” var. Bu da sömürgeci kibrin sonucudur. Daha somut olmak gerekirse, ordunun Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcilerin güvenliğini sağlamak için taburlarını Gazze sınırından uzaklaştırdığı artık ortaya çıktı. Eylül ayı itibarı ile bölgeye yaklaşık 22 tabur dağılmışken, Gazze yakınlarında yalnızca iki tabur kalmıştı. Örneğin, El Halil’de 600 ila 800 asker düzenli olarak yaklaşık 800 yerleşimciyi korurken, Nablus’taki Hz. Yusuf’un Türbesi’nde ve Beytüllahim’deki Rahel Türbesi’nde üç tabur, Yahudi “ibadetine” eşlik ediyordu. Geçtiğimiz hafta sonu Gazze sınırını güvence altına alması gereken bir taburun tamamı, yerleşimcilerin pogrom gerçekleştirdiği Filistin beldesi Huvara’ya dua etmeye giden Yahudi yerleşimcileri korumaya gönderildi. Bir yorumcunun da söylediği gibi, aynı tabur hem güney bölgesini hem de Batı Şeria’daki pogromu aynı anda güvende tutamaz.

Hazırlık eksikliği, Hamas’ın saldırısını takip eden saatlere ve günlere de yansıdı; askeri birimlerin kuşatma altındaki sivillere ulaşması saatler sürdü. Kaçırılanların aileleri, hükümet tarafından tamamen terk edilmiş hissediyordu. Gazze sınırından çok da uzak olmayan bir yerde yaşayan bir kişi ise İsrailliler tarafından giderek daha fazla paylaşılan bir düşünceyi dile getirdi: “Bu savaşta bir şeyler çatırdadı. Devletle aramızdaki sözleşme açıktı: Biz sınırı korurken, devlet de bizi koruyacaktı. Biz üzerimize düşeni cesurca yaptık[…], ancak İsrail Devleti kendi üzerine düşeni yerine getirmedi.” Sağ kanat hükümeti ve destekçileri zaten bir savunma oluşturdular. “Şimdi” diyorlar, “birilerini hedef göstermenin zamanı değil, şimdi ortak düşmanları yenmek için birleşmeliyiz.” Çoğu liberal Siyonist de bu tutumu çabucak benimsedi ve saf değiştirmeye kalkan herkesi hiddetle eleştiriyorlar.

Ufukta geniş bir birlik hükümeti görünüyor. Eski genelkurmay başkanı ve muhalefetteki Mavi-Beyaz İttifakı lideri Benny Gantz, çatışmalar azalıncaya kadar Netanyahu hükümetine girmeye istekli olduğunu açıkça belirtiyor. Bir diğer muhalefet partisi Yeş Atid’in (Gelecek Var) lideri Yair Lapid, böyle bir hükümete girmek isteyebileceği katı koşulları belirledi. Bazıları Lapid’in artık tereddütte olduğunu söylüyor. Netanyahu, hükümeti genişletmenin saltanatını istikrara kavuşturmaya yardımcı olacağını çok iyi biliyor. Aynı zamanda, “ertesi gün” için bir savunma tiyatro metninin ustalıkla hazırlanmakta olduğuna da pek şüphe yok. Netanyahu ve bakanları, hükümetinin yargı reformunu protesto edenlerle ilişkilendirilen farklı istihbarat teşkilatlarını, pilotları ve seçkin askeri birimleri suçlayacak.

Bunların yanında Hamas’ı, Hizbullah’ı, İran’ı ve Filistinlileri suçlayacaklar. Yüksek Mahkeme yargıçlarını, medyayı, genelkurmay başkanını ve kendi savunma bakanlarını suçlayacaklar. İsrail’deki Filistinli vatandaşları, anti-Siyonist solcuları ve İsrail üniversitelerindeki akademik kadroyu suçlayacaklar. Protesto hareketine öncülük eden liberal Siyonistleri de suçlayacaklar. Netanyahu ve dalkavuklardan oluşan beraberindekiler zehirlerini püskürtecek ve hikayeyi çarpıtacak, iktidardaki koltuklarını güvence altına almak için mümkün olan her şeyi yapacak. Ancak başarılı olup olmayacaklarını kestirmek için henüz çok erken.

Yaygın ölüm ve yıkımın kanıtları gün yüzüne çıktığında, İsrail halkının öfkesi daha da artacaktır. Hamas’ın saldırılarının başlamasından otuz altı saat sonra, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir nihayet siyaset sahnesine çıktı ve bir yandan Hamas’ın tamamen yok edilmesi çağrısında bulunurken, bir yandan da “İsrail Devleti tarihinin en zor olaylarından birini yaşıyor. Soruların, testlerin, araştırmaların zamanı değil” açıklamalarıyla dikkatleri açıkça görülen hükümet başarısızlıklarından uzaklaştırmaya çalışıyordu. Walla haber kaynağındaki açıklamasına ilişkin bir rapor, 1.400’den fazla öfkeli yorum aldı; bunların birçoğu öfkeyi ve Ben-Gvir’i hapse gönderme veya onu Hamas’ın aldığı rehinelerle takas etme arzusunu ifade ediyordu.

Ancak bir hata olmasın, hükümet yanlısı aşırı sağ ile liberal Siyonist taraflar arasındaki geniş uçuruma rağmen geniş fikir birliğinin olduğu alanlar da var. Hem liberal Siyonistler hem de onların mesihçi mevkidaşları, Netanyahu’nun Hamas’la uğraşırken çok çekingen davrandığına inanıyor. Artan eleştirilere, haykırışlara ve öfkeye rağmen, büyük bir hava saldırısının ardından İsrail piyadelerinin “caydırıcılığı yeniden tesis etmek” ve Hamas’tan kesin olarak kurtulmak için Gazze’ye girmesi gerektiği konusunda da bir anlaşma var gibi görünüyor. Pek çok kişi, yakın zamanda “Gazze Şeridi’ni tam ablukaya alma” emrini veren İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’la da aynı fikirde: “Elektrik yok, yiyecek yok, yakıt yok. Her şey engellenecek. Biz insansı hayvanlarla savaşıyoruz ve buna göre hareket edeceğiz.”

Şiddet içeren intikam arzusu, geçici de olsa şu an İsrail toplumunu bir arada tutan tutkal görevi görüyor. Ancak bu aynı zamanda, Netanyahu’nun gelecek yıllarda iktidarda kalması için ihtiyaç duyduğu temel bileşen de olabilir.

 

 

Metnin Orjinali:

https://www.aljazeera.com/opinions/2023/10/11/can-netanyahu-survive-hamass-attack-on-israel

Loading

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir