Loader

İsrail’in Gazze’deki Şiddetli Saldırısı Bir Nefsi Müdafaa Değildir!

Paylaş

Burak Elmalı

Handenur Altuncu tercüme etti.

Gazze’de durum her gün bir öncekinden daha da kötüye giderken maalesef kötü haberler her hafta artarak gelmeye devam ediyor. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü savaş hiçbir şekilde azalma belirtisi göstermiyor. Aksine hastaneler, bakımevleri, camiler, kiliseler ve yerleşim alanları düzenli olarak hedef alınıyor. Çok sayıda aile nüfus kayıtlarından tamamen silindi. Bu kâbusun içinde, hoşgörü ve hürriyet değerlerine bağlı olduğunu iddia eden Batı dünyasının tarihteki kuşatma açlığının, en acımasız bölümlerinden birini görmezden gelen körlüğü ise şaşırtıcı durumda.

Geçtiğimiz iki hafta boyunca, İsrail’in saldırıları savaş olarak nitelendirilebilecek fiillerin çok ötesine geçti ve yeni nitelendirmeler gerektirdi. Uluslararası toplumun sağır sessizliği ortasında kalan bu durumun Batılı güçler tarafından desteklenen toplu bir soykırım projesi olduğunu açıkça ifade edebiliriz. ABD, AB ve birçok Avrupa ülkesinin bu trajedideki tutumlarını   incelemek gerekir. Hem Başkan Biden hem de Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen, bir yandan çatışmanın sözde insani boyutuna hizmet ederek, terörizmden etkilenen sivillerin korunması gerektiği gibi sığ yorumlar yaparken öte yandan akla ziyan açıklamalarıyla İsrail terör makinesini cesaretlendirmeye ve desteklemeye devam ediyor.

En önemli husus ise açıklamaların anlamsızlığının da ötesinde, İsrail’e koşulsuz ve tam destek veriyor olmalarıdır… Geriye kalan, bu genel desteğe karşı sesi giderek yükselen muhalefete merhem işlevi görmeye yönelik konuşma uygulamalarından ibarettir. Batı hikayelerini şekillendiren bir başka saçmalık, demokrasiye sürekli yapılan atıftır.

İsrail ordusunun tekrarlayan savaş suçlarına ve uluslararası hukukun sistematik ihlallerine karıştığına dair örnekler çok olmasına rağmen, Batı medyası İsraillileri demokrasi bahanesiyle bu tür aşağılık eylemlerden aklamaya çalışmaktadır. Eğer İsrail ‘apartheid’ bir devlet olarak hareket etmeseydi, Filistinlileri kimliklerinden dolayı mülksüzleştirmeyip hapsetmeseydi, onları kendi vatanlarından zorla ayırarak boyun eğdirmeseydi İsrail-Filistin çatışması farklı bir gidişata sahip olurdu.

Tarihi Yeniden Yazmak

Diğer hikayeler ise adeta tarihi yeniden şekillendirmeye çalışıyor. 7 Ekim 2023’te yaşananların eşi benzeri görülmemiş olaylar olduğunu hatta İsrail’in   Filistinlilerin gırtlağına çöküp varını yoğunu alana kadar sıkıştırmadıklarını dile getiriyor.  Üstelik bu çatışmaların koşulları tamamen değiştirdiğini iddia ediyor. Oysaki Filistinliler Şeyh Cerrah’ta, Cenin’de,  Balata’da ve düzinelerce mülteci kampında onlarca yıldır sistematik baskıya ve ‘apartheid’ politikalara maruz kalıyor.

Batılı ifadeler neredeyse birbirinin aynısı olmakla beraber hepsi sahte bir empati görüntüsü vermeye çalışsa da bu tür beyanlarla kimi kandırabilecekler? İsrail’in savaş suçları ve insanlığa karşı işlediği şiddet suçları beklenmedik bir sonuç değil.  Onlarca yıldır bu eylemleri tekrar ediyorlar. Bu eylemler sonuç değil sebeptir. Meşru müdafaa kisvesi altında gizlenen bu eylemlerin temelinde yatan vahşet yeni değil, İsrail’in uzun yıllara dayanan köklü savaş tekniklerine dayanıyor.

Noam Chomsky’nin ünlü eseri ‘‘Kader Üçgeni’’ İsrail’in sivillere yönelik saldırılarını da kapsayan askeri doktrini hakkında bir bölüm içermektedir. Kitap, İsrail’in ilk başbakanı David Ben Gurion’un 1 Ocak 1948 tarihli Bağımsızlık Savaşı Günlüğünden bir pasaja atıfta bulunuyor: “Bir tepkinin gerekli olup olmadığı konusunda hiçbir şüphe yoktur. Sorun yalnızca zaman ve yerdir. Bir evi havaya uçurmak yeterli değil. Gerekli olan acımasız ve güçlü tepkilerdir. Zaman, yer ve kayıplar konusunda kesinliğe ihtiyacımız var. Aileyi tanıyorsak, kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere acımasızca saldırmalıyız. Aksi takdirde, tepki verimsiz olur. Eylem yerinde suçlu ve masum arasında ayrım yapmaya gerek yoktur. Saldırının olmadığı yerde ise saldırmamalıyız.”

 

Terörle Mücadele Adı Altında Soykırım

Tsahal (IDF – İsrail Savunma Kuvvetleri) Gazze’yi ayrım gözetmeksizin bombalarken bu sözler hala yankısını sürdürüyor. Amaç, Filistin topraklarının hiçbir kimlik ve toplumsal hafıza bırakılmadan topluca imha edilmesidir. Bu vahşet devam ederken, İsrail’in Gazze’yi yok etmek için sık sık kullandığı bahane ise gerçekleştirdiği soykırımı terörle mücadele adı altında yaptığıdır. Bu tür bahaneler, Vietnam Savaşı sırasında Bến Tre Muharebesi’nde Peter Arnett’e  ‘‘Kasabayı kurtarmak için onu yok etmek gerekli hale geldi.’’ diyen bir Amerikalı binbaşının ifadesini hatırlatıyor.

Netenyahu hükümeti Gazze’deki Filistinlileri başka yere nakletmeyi umuyor çünkü 1.1 milyon Filistinliye Gazze’nin güneyine gitmelerini ya da açık hedef haline gelme riskini almalarını emretmek, onları Sina Yarımadası gibi başka bir yere itme kurnazlığına işaret ediyor. İsrail piyade kuvvetleri kara operasyonlarına istekli değil. Arka planda İsraili, yaklaşmakta olan kara işgali tehdidi altında mümkün olduğunca çok Gazzeliyi yerinden etmeyi umuyor.  Aslında strateji 1948 Nekbe’den beri aynı.

İşgal algoritması sırasıyla Filistinlilerin, topraklarından tahliye yolu ile nüfusunun azaltılması, ardından periyodik kitlesel ‘‘yeniden yerleştirme’’ taktiklerinin uygulanması ve son olarak kalan nüfusun dış dünyadan kopuk bir açık hava hapishanesine hapsedilmesi şeklinde ilerler. Mevcut ve planlanan kamplarda yaşanan soykırımlar, insanlık dramı bize, Nazi toplama kampları hakkında yazan Hannah Arendt’in “ölümün anlamı önemini yitirdi” sözlerini hatırlattı. İronik bir şekilde, geçmişin mahkumları; gardiyanlar ve işkencecilere dönüştü.

Bu esnada, Gazze’de, her gün bir öncekinden daha kötü oluyor ve her hafta kötü haberler geliyor. İsrail’in eylemleri bir meşru müdafaa değildir. Bu, Filistin halkının uzun süredir tasarlanan yok edilişini gerçekleştirmek üzere kanalize edilmiş kör bir öfke patlamasıdır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kudüs Araştırmaları Platformu’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Metnin orjinali;

https://politicstoday.org/israels-onslaught-on-gaza-is-not-self-defence/

 

Loading

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir