Loader

‘Filistinliler Diye Bir Şey Yok’: Smotrich Sadece Siyonistlerin Her Zaman Söylediklerini Tekrarlıyor

Paylaş

Joseph Massad, 24 Mart 2023

Smotrich’in Siyonistlerin Filistinlilerin varlığını inkar etmesi, İsraillilerin Filistinlileri sömürgeleştirmeleri nedeniyle duydukları suçluluk psikolojisinden kaynaklanmaktadır.

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, geçen hafta Paris’te “Filistinliler diye bir şey yoktur çünkü Filistin halkı diye bir şey yoktur” dedi. Smotrich’in sözleri büyük alkış aldı. Smotrich’in soyu Ukrayna’nın Smotrich kasabası kolonistlerine dayanmaktadır. Bu açıklama sonrası kimse bunun İsrail sağının bir özelliği olduğunu düşünmemelidir zira Haziran 1969’da ‘Filistinliler diye bir şey yoktur’ diyen Golda Meir bir solcu idi. Filistinlileri “icat edilmiş bir halk” olarak nitelendiren Smotrich, aslında “gerçek Filistinlilerin” kendisi ve ailesi olduğunu iddia etti. Bu iddia, İsrailli yetkililer ve onların Amerikalı Yahudi destekçileri tarafından her zaman revaçta olmuştur.

Mevcut İsrailli liderler arasında Smotrich bu iddiayı dile getiren tek kişi değildir. Mileikowsky olan ismini “Netanyahu” olarak değiştiren Polonyalı sömürgeci Başbakan Benjamin Netanyahu 2019 yılında attığı bir tweette: “Eski Filistinliler ile ataları binlerce yıl sonra Arap Yarımadası’ndan İsrail topraklarına gelen modern Filistinliler arasında hiçbir bağlantı yoktur.” ifadelerini kullanmıştı. Netanyahu yakın zamanda Avrupalı Yahudilerin Filistin’de kolonizasyon projesine başladıklarında ülkenin “tüm niyet ve amaçlar için boş” olduğunu iddia etmişti.

‘Halkı olmayan bir ülke’

Kimse bunun İsrail sağının bir özelliği olduğunu düşünmesin, İsrail’in sosyalist İşçi Partili başbakanı solcu ve Ukraynalı sömürgeci Golda Meir (kızlık soyadı Mabovitch) Haziran 1969’da Londra Sunday Times’a “Filistinliler diye bir şey yoktur” demişti. Meir, “Sanki Filistin’de kendini Filistin halkı olarak gören bir halk vardı da biz gelip onları kovduk ve ülkelerini ellerinden aldık. Böyle bir şey yoktu.” ifadelerini kullanmıştır.

Bahsi geçen Ukraynalı ve Polonyalı Yahudi sömürgeciler bu tür iddialarda bulunmayı nereden öğrendiklerine bakılacak olunursa cevap çok kısadır: İngiliz Protestan Siyonistlerden. 1843 yılında, Avrupalı Yahudilerin Filistin’e “geri dönmesine” inanan İskoçya Kilisesi Evanjelik din adamı Alexander Keith, popüler Evanjelik kitaplarından birinde Yahudilerin “ülkesi olmayan bir halk olduğunu; hatta daha sonra gösterileceği gibi kendi topraklarının büyük ölçüde halkı olmayan bir ülke olduğunu” yazdı. Keith 1839 ve 1844 yıllarında Filistin’i ziyaret etmişti. Bu söz 19. yüzyılın geri kalanında pek çok İngiliz ya da Amerikalı Protestan Siyonist tarafından kullanıldı ve devamında ise 20. yüzyılda Yahudi Siyonist hareketi tarafından harekete geçirici bir slogan olarak benimsendi.

Bir İngiliz olan Israel Zangwill, 1901 yılında Filistin’in “ülkesi olmayan bir halk için… halkı olmayan bir ülke” olduğu sloganını yayan ilk Yahudi Siyonist oldu. Daha sonra, Filistin’de gerçekten de bir halkın yaşadığını kabul ettikten sonra, sömürgeci Yahudilere yer açmak için Filistinli Arapların ülkelerinin dışına “nakledilmesini” destekledi.

Filistinlilere gelince, Siyonist ideolog Nahum Sokolow onların ulus olmadıklarını kanıtlamak için 1903 yılında Yahudi okuyuculara hitaben bir köşe yazısı yazan İngiliz Protestan Siyonist Sir B. Arnold’dan alıntı yaptı: “Atalarınızın mirası olan bir ülkeniz var” diyen Arnold, “Filistin’in nüfusu az” diye de ekliyordu. Arnold “Hiçbir ulus Filistin adını hak edemez. Kabilelerin ve dillerin kaotik bir karışımı; kuzeyden ve güneyden gelen göçlerin kalıntıları…” sonucuna varmıştı. Siyonist Örgütün lideri Chaim Weizmann, 1914 yılında “Filistin adında bir ülke var, halkı olmayan bir ülke, öte yandan Yahudi halkı var ve ülkesi yok” diyerek Zangwill’in Protestan Siyonist formülasyonunu tekrarlayacaktı.

Antisemitik ve evanjelik Protestan Siyonist İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour da, Kasım 1917’deki meşhur Deklarasyonunda, “medeni ve dini hakları” ihlal edilmeyecek olan, ancak açıkça hiçbir ulusal hakka sahip olmayan yüz binlerce yerli Filistinliden üstünkörü bir şekilde “mevcut Yahudi olmayan topluluklar” olarak bahsettiğinde aynı şeyi yapmıştır.

Filistinli kadınlar, 2 Kasım 2020’de Nablus’ta 103. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen bir protesto sırasında Arapça “Balfour Deklarasyonu, affetmeyeceğiz, unutmayacağız ve Filistin galip gelecek” yazılı pankartlar taşıyor.

O dönemde Yahudi sömürgeciler Filistin nüfusunun yaklaşık yüzde 9’unu oluşturuyordu ve yarım milyondan fazla Müslüman ve Hıristiyan’dan oluşan yerli Filistinli nüfus arasında yaşayan yaklaşık 50.000 sömürgeci vardı.

Balfour daha sonra hiç pişmanlık duymadan Filistinlilerin Avrupalı Yahudilere vaat ettiği toprakların sakinlerinden başka bir şey olmadığında ısrar etmiş ve “Siyonizm, doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü olsun, kökleri asırlardır süregelen geleneklere, bugünkü ihtiyaçlara ve gelecek umutlarına dayanmaktadır ve şu anda bu kadim topraklarda yaşayan 700.000 Arap’ın arzularından ve önyargılarından çok daha derin bir öneme sahiptir.” ifadelerini kullanmıştı.

Filistinlilerin bir ulus olduğunu reddeden Weizmann, 1929’da Filistinlilerin “Irak ya da Mısır sakinlerinin kendi ülkelerine sahip oldukları anlamda bir ülkeye sahip olduklarının düşünülemeyeceğini” söyledi. Onlara kendi kaderlerini tayin hakkı ya da özyönetim veya bir “Yasama Meclisi” vermek… ülkeyi mevcut sakinlerine devretmek ve Balfour Deklarasyonu’nun Filistin’de bir Yahudi ulusal yurdu taahhüdünü “el altından” iptal etmek anlamına gelirdi.

Ancak Filistinlilerin ulus olduklarının inkârı 1970’lerin sonuna kadar devam edecekti. Golda Meir’in 1969’da Filistin halkının varlığını inkâr etmesi, on yıl sonra Likud Partisi Başbakanı Menachem Begin’in Filistinlilerin varlığını kabul etmesiyle boşa çıkarıldı. İsrail’in “Arap halkı” kategorisi altında değerlendirmediği bir Filistin halkının ya da daha doğrusu “Filistin halklarının” varlığını resmi olarak ilk kez kabul etmesi 1978’de Camp David Anlaşmaları ile oldu.

Anlaşmalar, Batı Şeria ve Gazze’nin “özerkliğini”, anlaşmanın “Filistin halklarının meşru hakları ve haklı talepleri” olarak adlandırdığı şeyin gerçekleştirilmesi olarak nitelendiriyordu. Bu şekilde, Filistinliler kendi geleceklerinin belirlenmesine katılacaklardır”, ancak anlaşmaların geri kalanında Filistin “halklarından” ziyade “Batı Şeria ve Gazze sakinlerinden” bahsedilecektir.

Ancak İsrailli yetkililer bu konuda ikircikli davranmaya devam etti. 1984 yılında, adı bilinmeyen bir Amerikalı Yahudi gazeteci, Filistinlilerin aslında var olmadığını ve Avrupalı Yahudilerin Filistin’i sömürgeleştirmeye başlamasından sonra, sözde Yahudi sömürge sermayesinin ve mevcut işlerin cazibesine kapılarak Filistin’e göç ettiklerini iddia eden, tahrif edilmiş kanıtlara dayanan “From Time Immemorial” (Ezelden beri) adlı bir propaganda kitabı yayınladı. Siyonizm yanlısı önde gelen Amerikalı Yahudi akademisyenler kitabı övmüş olsalar da, kitabın uydurma kanıtlara ve propagandaya dayandığı kısa sürede ortaya çıkacaktır. Son olarak, FKÖ başkanı Yaser Arafat’ın “İsrail Devleti’nin barış ve güvenlik içinde var olma hakkını” tanımasına karşılık olarak 1993 Oslo Anlaşmalarında İsrailliler Filistin halkının varlığını tanıdılar, ancak bu istemeden oldu.

Anlaşmanın bir parçası olarak İsrailliler “FKÖ’yü Filistin halkının temsilcisi olarak tanımaya ve FKÖ ile Orta Doğu barış süreci dahilinde müzakerelere başlamaya karar verdiler”, ancak kesinlikle bu sürecin dışında değillerdi. Bu aslında İsrail’in Camp David’de tanıdığı Filistinlilerin “meşru haklara” sahip olduğu kabulünden bir geri adımdı.

Ancak 1993’ten sonra Filistinlilerin ve hatta FKÖ’nün varlığını tanımak, İsrail’i Filistinlilerin iddia edebileceği herhangi bir hakkı tanımakla yükümlü kılmıyordu; bu nedenle Netanyahu 2014’te sözde “barış sürecini” sona erdirdiğinde, Oslo Anlaşmalarından FKÖ’nün yerine doğan Filistin Yönetimi ile konuşmaya bile gerek duymadı.

Yerli olma sanrıları

Son 125 yıl içerisinde resmi Siyonizm ve İsrail söz konusu olduğunda, garip ve hatalı bir şekilde kendini kandırarak “Filistin halkı” olarak adlandıran bir halk var olabilir, ancak Filistin veya İsrail üzerinde hiçbir iddiaları yoktur ve aslında kendi sanrıları dışında var değildirler. Bununla birlikte, inatçı resmi Siyonist ve İsrailli inkarın nihai olarak iddia ettiği şey, Siyonist sömürgeci Yahudilerin Filistinlilerin ülkesini gerçekten sömürgeleştirmiş olsalardı vahşi suçlulardan daha azı olmayacakları, ancak Filistinliler var olmadığından, sömürgeci Yahudilerin asla suçluluk hissetmelerine gerek olmadığıdır.

Ancak birkaç Siyonist lider, Filistinlilerin anavatanları üzerinde hak iddia ettiklerini, ancak Siyonistlerin onları bundan mahrum bırakacaklarını ve bunu yaparken de hiçbir suçluluk hissetmediklerini kabul ediyordu. Örneğin Revizyonist Siyonistlerin Ukraynalı Yahudi lideri Vladimir Jabotinsky, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Sioux Kızılderililerine benzettiği Filistinlilerin yerliliğini erkenden kabul etti. İşçi Siyonistlerin ikiyüzlülüğü karşısında dehşete düşmüştü:

“Arapseverlerimizin yaptığı gibi, [Filistinlilerin] Yahudi sömürgecinin beraberinde getirdiği maddi ve manevi kolaylıklar karşılığında Siyonizmin gerçekleşmesine gönüllü olarak rıza göstereceklerini düşünmek çocukça bir düşüncedir ve özünde Arap halkını küçümsemek vardır; bu, alınıp satılabilecek yozlaşmış bir güruh olarak gördükleri Arap ırkını küçümsedikleri ve iyi bir demiryolu sistemi için anavatanlarından vazgeçmeye hazır oldukları anlamına gelir… Böyle bir düşüncenin hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Bazı bireysel Araplar rüşvet alıyor olabilir. Ancak bu, Filistin’deki Arap halkının bir bütün olarak, büyük bir şevkle korudukları ve Papualıların bile asla satmayacağı, o ateşli vatanseverliği satacağı anlamına gelmez. Dünyadaki her yerli halk, sömürgeleştirilme tehlikesinden kurtulma konusunda en ufak bir umuda sahip olduğu sürece sömürgecilere direnir.”

Jabotinsky, Siyonistlerin ne yaptığını açıkça anlayan tek kişi değildi. Sömürgecilerin Polonyalı Yahudi lideri David Ben Gurion da vicdanı rahat bir şekilde şöyle diyordu:

“Araplar neden barış yapsın? Eğer bir Arap lider olsaydım, İsrail ile asla anlaşma yapmazdım. Bu doğaldır: Biz onların ülkesini aldık. Elbette, Tanrı bize vaat etti ama bunun onlar için ne önemi var? Bizim Tanrımız onların Tanrısı değil. Biz İsrail’den geliyoruz, bu doğru ama iki bin yıl önce, peki bu onlar için ne ifade ediyor? Antisemitizm oldu, Naziler, Hitler, Auschwitz, ama bu onların suçu muydu? Tek bir şey görüyorlar: Biz buraya geldik ve ülkelerini çaldık. Bunu neden kabul etsinler ki?”.

Avrupalı Yahudi Siyonistlerin ve onların Protestan Siyonist öğretmenlerinin çoğunu etkileyen, Filistin’in yerlilerinin değil, Avrupa’dan ziyade Filistin’den gelenlerin kendileri olduğuna dair İncil efsanelerine ve büyük hayallere gelince, bu kurgular İsrail’in Hıristiyan Avrupa ve Hıristiyan Amerika Birleşik Devletleri ile paylaştığı söylenen “değerlerin” temel taşı olmaya devam etmektedir.

Filistin halkına, Yahudi yerleşimcilerin ve onların soyundan gelenlerin, meşru işgalciler ve sömürgeciler olarak kabul edilmesi gerektiği söylenmektedir. Eğer bu duruma direnirlerse, Amerika Birleşik Devletleri, yerel valisi olan ABD Güvenlik Koordinatörü Tümgeneral Michael Fenzel aracılığıyla, Amerikalılar ve onların Ürdün ve Mısırlı müttefikleri tarafından eğitilen ve finanse edilen bir Filistin güvenliği paralı kuvveti tarafından baskı altına alınacakları taahhüt edilmektedir.

Smotrich’in son açıklamasına cevaben ABD birkaç gün önce İsrail’in eski yerleşimci kolonisi Şarm El-Şeyh’te bir toplantı düzenledi ve Mısırlılara, Ürdünlülere ve Filistin Yönetimine, Filistin direnişini kesin olarak sona erdirmek için İsrail’e en iyi şekilde nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda direktifler verdi.

Amerikalılar ve İsraillilere göre Filistin halkı yoksa Filistin direnişi neden var olsun ki?

 

Joseph Massad, New York Columbia Üniversitesi’nde modern Arap siyaseti ve entelektüel tarih profesörüdür. Bir çok kitap ve akademik makale çalışmaları bulunmakta. Kitapları arasında Filistin Sorununun Kalıcılığı: Siyonizm ve Filistinliler Üzerine Denemeler adlı çalışması da mevcuttur.

Tercüme: Kudüs Araştırmaları

Metnin orjinali:

https://www.middleeasteye.net/opinion/palestinians-dont-exist-smotrich-only-repeats-zionists-always-said

Loading

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir