Loader

“Bilinmeyen Yönleriyle MOSSAD”  Belgesel Tahlili

Paylaş

Eslem Şahin yazdı.

Orijinal adı “Inside the MOSSAD” olan ve yönetmenliğini Duki Dror’un yaptığı 2017 yapımı ‘’Bilinmeyen Yönleriyle MOSSAD” belgeseli, İsrail dış istihbarat teşkilatı MOSSAD’da çalışmış birçok eski ajan ve üst düzey yöneticiyle röportajlar gerçekleştirerek MOSSAD’a dair bilgiler sunmaktadır. MOSSAD “İstihbarat ve Özel Harekâtlar Enstitüsü” anlamına gelip İsrail’in ulusal istihbarat teşkilatıdır ve 13 Aralık 1949 yılında kurulmuştur.

“Bilinmeyen Yönleriyle MOSSAD” adlı belgesel 4 bölüm ve toplam 3,5 saatten oluşmaktadır. İzleyicilere MOSSAD’ın işleyişine dair bizzat ajanların dilinden bilgiler sunmaktadır. Son derece gizlilik içinde çalışmalar yürütmesine rağmen MOSSAD’ın tarihini, operasyonel yetkinliklerini ve dünya çapındaki etkisini genel bir bakış açısıyla izleyiciye anlatmaktadır. Gizlilik, teknoloji, operasyonlar, ajanların eğitimi, kaynak yetiştirilmesi ve İsrail’in güvenlik politikası ile ilişkisi bölümlerde işlenen temel konulardır. Belgeselde MOSSAD’ın gizlilik ve gizemle çevrili olduğu defaatle vurgulanmaktadır ki hala örgütün operasyonlarının büyük bir kısmı kamuoyuna açıklanmamış olup yapılan bilgi paylaşımı da sınırlıdır. Belgeselde MOSSAD hakkında pek çok bilinmeyen yön bulunmaktadır. Bu yüzden belki de MOSSAD’a dair içeriden bilgiler aktarması sebebiyle belgesel adının Türkçeye tercümesi “Bilinmeyen Yönleriyle MOSSAD” olarak tercih edilmiştir.

Belgeselin her bir bölümünde MOSSAD tarihindeki bazı önemli operasyonlar ele alınmış; MOSSAD’ın çalışma sistemi bu operasyonlar üzerinden konuşulmuştur. MOSSAD’ın önemli ajanları ve üst düzey yetkilileriyle yapılan röportajlardan oluşan belgeselde “Tanrı’nın Gazabı” (Operation Wrath of God), “Entebbe” ve “Opera” operasyonlarından sıkça bahsedilmektedir. Çünkü bu operasyonların MOSSAD’ın dünyaya adını duyurduğu operasyonlardan olduğunu söylemek mümkündür. Belgesel boyunca sorulan sorulara cevap veren ajanların çok dikkatli olduğu vurgulanmıştır. Ajanlardan birinin çekim ekibinin hazırlık yaptığı esnada şüpheli bir şekilde kameraları inceleyip “Kameraların içinde patlayıcı madde var mı?” şeklindeki sorusu, bir diğerinin karanlığın içinde sorular soran kişiye karşı şüpheli yaklaşımı aslında iyi bir kurgu ile ajanlar adına iyi bir algı yönetimi yapıldığını da göstermektedir. Aynı zamanda bu yaklaşım bizlere Ahmet Şah Mesud hadisesini hatırlatmaktadır. Ahmet Şah Mesud, 9 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen Afganistan’ın Pençşir (Panjshir) Vadisi’nde bulunan kendi kampında düzenlenen bir saldırı sonucunda öldürülmüştür. Saldırı, Belçika vatandaşı olduğunu iddia eden ve Fransız gazeteci kılığında gelen iki kişi tarafından gerçekleştirilmiştir. Ahmet Şah Mesud ile görüşmek istediklerini belirtmişler ve yanlarında bulunan sahte gazetecilik ekipmanının içine gizledikleri patlayıcıları kullanarak intihar saldırısı gerçekleştirmişlerdir.

MOSSAD bilgi toplamak adına en gelişmiş teknoloji ve yenilikçi yöntemleri kullanmaktadır. Böyle bir örgüt için bilgi çok önemlidir. Belgeselde ise teknolojiyi istihbari bilgi elde etmek için nasıl kullandıklarına dair ipuçları verilmektedir. Belgeseldeki bir diğer önemli konu ise yetenekli ajanların nasıl seçildiği, onların nasıl eğitildiği ve operasyonlara nasıl hazırlandığı ile ilgili detaylar verilmesidir. MOSSAD’ın İsrail güvenlik politikası ile olan bağına da değinen belgesel İsrail devleti ile yakın bir ilişki içinde olup, bizzat ülkenin başkanı ile de görüşmeler yapmaktadır.

Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır’ın damadı ve Mısır istihbaratının üst düzey bir yetkilisi olan Eşref Mervan ile MOSSAD arasındaki anlaşmanın neredeyse tüm ajanlar tarafından konuşulması da belgeselde dikkat çeken bir başka noktadır. Çünkü en nihayetinde Mısır ile İsrail arasında süregelen bir çatışma mevcut ve Mısır tarafından, hem de devlet makamlarından bir ismin İsrail’e istihbari bilgi akışı sağlamak için kendi rızasıyla başvurmuş olması konuşulmaya değer bir konudur. Eski MOSSAD direktörlerinden Zvi Zamir’in bu operasyondan hem büyük bir gizemle hem de büyük bir gururla bahsetmesi bundandır. Fakat Eşref Mervan ve belgeselde aktarılan diğer kaynakların hikayelerinde dikkat çeken bir şey daha var ki o da aslında kendilerine istihbari bilgi sağlayan hiçbir kişinin getirdikleri bilginin ötesinde MOSSAD için bir kıymetinin olmamasıdır. Kendileriyle duygusal bağ kurmadıklarını, en nihayetinde gerekirse ölebilecekleri ve bundan zerre üzüntü veya pişmanlık duymadıklarını dile getiren ajanların işledikleri/işlenen cinayetler karşısındaki rahat duruşları dehşet vericidir. Kendilerine “Hiç vicdan azabı duydunuz yahut pişman oldunuz mu?” minvalindeki sorulara neredeyse tüm ajanlar “Yine olsa yine öldürürdüm” cevabını vermişlerdir. Hatta İran rejimi başına gelen Humeynî’nin öldürülmemesi yönünde beyanat veren ve operasyonun durdurulmasına sebep olan ajanın şu an bundan pişmanlık duyduğu ve aslında öldürülmesi gerektiğine dair beyanı bizlere MOSSAD’ın acımasız ve merhametsiz yüzünü resmetmektedir.

Belgeselde de güçlü olduklarını göstermek amacıyla ajanların bilinçli takındığı tavır ve günümüzde özellikle ekonominin Yahudilerin elinde olması dolayısıyla dünyayı Yahudilerin ve Siyonizmin yönettiği düşüncesi Müslümanların bahanelerin arkasına saklanmasına neden olmaktadır.  “Ekonomi Yahudilerin elinde, dünyayı onlar yönetiyor, bizler hiçbir şey yapamayız, dış güçler Müslümanların lehine bir şey yapılacağı zaman engel oluyor.’’ tarzı söylemler bahanelerden ibarettir. Müslüman Allah’ın kudretine inanmış kimsedir, yapacağı işte herhangi bir başka gücün değil Allah’ın kudretine inanarak cehdetmesi gerekmektedir. Ayrıca belgesel içinde kaynak olarak seçilen bazı Filistinli Araplardan söz ederken “ihanet ve hain” ifadelerinin yer almasının Filistinliler nezdinde izleyicide olumsuz bir izlenim bırakılmak istendiği de aşikardır. Bu bağlamda belgesel için “tarafsız hazırlanmıştır” demek çok güçtür. Dikkatli bir gözle ama yine de kesinlikle izlenmelidir.

Belgesel hakkında Muhammed İkbâl Köseoğlu ve bir başka konukla düzenlenen tahlilde de hocalarımız MOSSAD’ın kuruluş zeminine dair şu notlara değindiler;

“Yahudiler çocukluk yaşlardan itibaren Tevrat’ta geçen 12 casus hadisesini dinleyerek büyürler. Bu hadise İsrailoğullarından İsrailoğulları’ndan Kenan topraklarına gönderilerek keşif yapması istenen 12 casustan bahseder. Tesniye Kitabının 13. bölümünde yer alan bu hadise şöyledir; ‘İsrailoğulları, Mısır’dan çıkıp Kutsal Topraklar olarak bilinen Kenan’a doğru yol almaktaydılar. Tanrı, onlara bu topraklara gönderilen vaat edilmiş toprakları keşfetmek için casuslar göndermelerini emretti. Her biri farklı bir İsrail kabilesinden seçilen 12 casus, Kenan’ı keşfetmek ve toprakların zenginliklerini, halkını ve savunma durumunu gözlemlemek üzere görevlendirildi. Casuslar 40 gün boyunca Kenan topraklarında dolaştılar ve geri döndüklerinde ellerinde meyve demetleri ve bilgi ile geldiler. Ancak, casusların çoğu korku ve endişeyle dolu bir rapor sundular. Onlar, toprakların güçlü halklarla dolu olduğunu, dev adamların yaşadığını ve İsrailoğulları’nın bu halklara karşı başarılı olamayacakları yönünde görüş beyan ettiler. Sadece iki casus, (Yeşua ve Caleb) İsrailoğullarına Tanrı’nın yardımıyla bu toprakları ele geçirebileceklerini ve vaat edilmiş topraklarda yaşamaları gerektiğini ısrarla savundular. Ancak İsrailoğulları, çoğunluğun raporuna kulak verip Tanrı’nın vaat ettiği toprakları ele geçirmek yerine isyan ettiler. Bu isyan sonucunda Tanrı, İsrailoğulları’nı 40 yıl boyunca çölde dolaşmaya mahkûm etmiştir. Yeşua ve Caleb dışında hiç kimse bu vaat edilmiş topraklara girememiştir.’ Bu anlatıdan yola çıkarak İsrailoğulları istihbarat çalışmalarına dini bir anlam da yüklemektedirler. Bu sebeple MOSSAD içerisinde bu isimde iki bölüm bulunmaktadır.”

Bilinmeyen Yönleriyle MOSSAD belgeselini elimden geldiği kadarıyla sizlere tahlil etmeye çalıştık. Ayrıca düzenlemiş olduğumuz tahlilde de dikkatimi çeken kısımlara burada yer vermek istedik. Umarım sizler için yararlı olmakla beraber farklı ufuklar da açmaya yardımcı olmuştur. Filistin’in özgürlüğünü görene kadar mücadele etmeye devam edelim…

Loading

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir